içindekiler:

Jack London - Ademden Önce
Ademden Önce, konu açısından Jack London'ın öbür yapıtlarından oldukça değişik olmasına karşın, 'hava' bakımından yine de onlara benzer. İnsanoğlunun çok uzak geçmişini, yarı-insan olduğu kadar, soluk kesici ve anlamlı bir serüven romanıdır da. Her yaştan okura, kendi uzak geçmişini böylesine canlı, böylesine derin bir özdeşleşme yaratarak anlatan bir başka yapıt yoktur. İnsanın insan olma savaşı, Jack London'un büyük bir ustalıkla anlatıldığı bu yırtıcı savaş, coşku verici olduğu kadar acıklıdır da.

Jack London - Alaska Kid
'Etrafında hiçbir haritada gösterilmeyen, hiçbir adı olmayan, üzerleri buzla kaplı doruklar yükselmekteydi. Çevreden hiçbir yerde, vadilerin durgun havasında bir avcının kamp ateşinin dumanı, berrak gökyüzüne doğru yükselmiyordu. Yalnızca o, tek başına, bu geniş, bu insanı henüz tanımamış ıssızlığın üzerine çöktüğü sonsuz sessizliğin ortasında hareket etmekteydi. Burada her şeyden hoşlanıyordu. Günlük çalışmaları seviyordu, kurt köpeklerinin havlamasını, uzun alaca karanlıklarda kamp kurmasını, gökte titreşen yıldızları ve Kuzey ışığının çakıp sönen alevli parlaklığını da.'
'Jack London'un ölümlü insanların göremediklerini sezinleme dehası ve ileriyi görme konusunda özel bir yeteneği var.'
Anatole France

Jack London - Beyaz Diş
Beyaz Diş(1906) Jack London'un bir romanı. Roman ilk kez seri halinde, 1906 mayısından, ekimine kadar The Outing Magazine adlı dergide yayınlanmıştır.
Bill ve Henry adlı iki kişinin bir kuzey yolculuğuna çıkması ve köpeklerini kaybetmesi, daha sonrada kuzeyin vahşi ortamında zorluklara karşı mücadele etmesini konu alır.Kitap birçok dile çevrilmiş ve bir çok yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Jack London - Demir Ökçe
Eserlerinde doğanın karşı konulamaz gücünü alt etme ve hayatta kalabilme mücadelesini romantik bir yaklaşımla ele alan Jack London, Demir Ökçe'de sınıf mücadelesini konu alır. Genç bir iyi aile kızı, sınıfsal konumuna karşın, sosyalist bir lidere âşık olur ve yaşadığı bu ilişki süresince kapitalizmin toplumda yarattığı yıkımları ve işçi sınıfının günlük yaşama mücadelesini keşfeder. Bu romantik fonda London Amerikan işçi sınıfının çok iyi bir resmini çizer. Kitap 1907'de yazılmış olmasına karşın, 1914 ve 1918 yılları arasında geçer. Demir Ökçe, çarpıcı imgeleri, belli başlı diyalogları ile oldukça sert bir üslupla kaleme alınmıştır.

Jack London - Demiryolu Serserileri
London, Demiryolu Serserileri’nde serseriliği, başıboşluğu ve suça yatkınlığı 19. yüzyılın son çeyreğinde Amerika’da yaşanan ekonomik bunalımın fonunda, Amerikan yaşama tarzının ince, çarpıcı bir eleştirisine dönüştürüyor. Bu otobiyografik metin, iş bulma ya da seslerini duyurma kaygısıyla dönemin en modern ulaşım aracı olan trenleri kullanarak umuda yolculuk yapan insanları ironik bir üslupla anlatırken, okuru da adeta gerçekliğin katlanılmazlığından koruyor.

Jack London - Deniz Kurdu
Jack London'ın roman kişileri, insan ile doğa arasında bir zamanlar ki birlikteliği arar, onun izlerini bulur, içlerindeki doğaya çarpar, onu yüzeye çıkartabildikleri ölçüde vahşileşir, insanlıklarından uzaklaşırlar. Bir yanda doğal yanları, vahşilik çağırır onları, bir yanda da insan yanlan. Bu kez doğa denizdir; insan yanını çoktan yok edip doğanın (denizin) bir parçasına dönmüş olduğunu sanan kişi de kaptan Larsen. London bize; -Beyaz Balinanın kaptan Ahab'ı gibi denizin beyaz "ruhuyla' birlikte sulara karışmayacaksak- doğayla birlikte olmanın insan yanımızı yok etme şartına dayanmaması gerektiğini hatırlatıyor.
Deniz Kurdu: Doğaya insan kalarak direnmek.
Jack London - İntihar

"Jack London'un yapıtları içinde edebi değeri en yüksek olan İntihar içki tutkusu üzerine yazılmış son derece yalın, gerçekçi, geirlim dolu belgesel bir romandır. Saturday Evning Post'a tefrika edildikten sornra kitaplaşmış ve yazarına tüm yapıtlarının sağladığı ünden daha büyük bir ün sağlamıştır. İntihar öylesine geniş bir yankı yaratmıştır ki, 1919 yılında Amerika'da içki yasağının uygulanmasına yol açan etkenlerden biri olmuştur. Din adamları bu romanı, içki içenleri kınamak için bir dayanak yaptılar. İçki yasağından yana olan ahlak dernekleri, London'un yapıtından bölümler alarak kitapçıklar hazırlattılar ve yüzbinlerce kitapçığı Amerika'nın dört bir köşesine dağıttılar. Hiçbir konuda bağdaşmayan, eğitimcisinden poltikacısna, gazetecisinden konferansçısına değin bir sürü insan, alkolizme karşı açılan savaşta tutanacak bir dal bulmuştu. Romanın filmi yapılacak olduğunda, içki üreticileri, el altından büyük paralar oynatarak filmin yapımını engellemeye kalkıştılar. Bütün bu olaylar ortalığı öylesine ayağa kaldırdı ki, okuldan bu yana eline kitap almamış yüzbinlerce insan intihar'ı kapıştı.
Jack London - Kızıl Veba

Jack London bu romanında uygarlığın kendisini nasıl bir sona getirdiğini (kızıl veba) akılcı bir şekilde dile getirmiştir. İnsanlığın sona yaklaşmasına neden olan 'kızıl veba' değil yine insanın daha çok uygarlaşma çabasıdır. Kızıl vebadan sonra dünyada binin altında hayatta kalanlar uygarlığa doğru çoğalarak gidecek ve yeniden alaşağı olacaktır.bu kısırdöngü böyle devam edecektir ve bu noktada Jack London Şunu sorar 'Bu nereye kadar devam edecektir, bunun anlamı nedir, ne diye vardır bu kısır döngü'. Roman insanlığın ilkel ve vahşi yaşamına geri dönüş olarak görülebilir-sadece güçlünün ayakta kalabileceği bir dünya.
Jack London - Martin Eden

Jack London genellikle en olgun eseri olarak görülen Martin Eden'de kendi zengin yaşamının bir kesitini, belki de en geniş açılı kesitini hiçbir şey gizlemeden gözler önüne seriyor. Genç bir adamın kendi kötü koşullarını aşmak ve yüksek sınıfların sahip olduğunu sandığı bilgi ve kültürü elde etmek için giriştiği ölümüne çabanın öyküsünü anlatıyor.
Martin Eden düşlerinin nazlı kızını yüksek sınıfın ince zekli, kültürlü insanlarının arasında bulmuştur. Yazdığı yazılarla o kızın narin, uysal ruhuna ulaşmaya çalışır. Bu kıza duyduğu sevgi Martin'i en güzel ve dokunaklı aşk öykülerinden birinin kahramanı yapar. Kıza ulaşmak için bütün engelleri aşmaya, bütün acılara katlanmaya hazırdır. Ama sonunda bir yazar olarak zafere ulaştığında, içlerinden biri olmak için böylesine çaba gösterdiği insanlara yakından baktığında, karşısına çıkan tablo, bu tablonun onun içine soktuğu ruh durumu hiç de beklediği gibi olmayacaktır.
Toplumun sorunlarını ele alırken acımasız bir gerçekçilik ortaya koyan bu roman aynı zamanda bir idealin peşinden gitmenin o saf ve içten kararlılığını sergilemesiyle idealizme yapılan en romantik övgülerden biri ve üzerine kurulduğu zayıf, bireysel zemin çökünce yıkılıp giden bir idealin yürek parçalayıcı öyküsüdür.

Jack London - Uçurum İnsanları
Jack London, bu kitabı geçen yüzyılın hemen başında, "üzerinde güneşin batmadığı" Büyük Britanya İmparatorluğu'nun ihtişam ve gücünün doruğunda Olduğu bir dönemde '1902) kaleme almıştır. Emekçilerin, bir yüz yıl boyunca verdikleri ağır bedelli mücadelenin sonucunda elde ettikleri hakların tamamen askıya alındığı, insanların günde iki üç işte çalıştıkları, anne babanın geçin derdine düştükleri.

Jack London - Vahşetin Çağrısı
Yeehat kabilesinden adamlar, güzel ağaç dallarından kulübenin enkazı üzerinde dans ederlerken, korku dolu bir kükreme duydular ve daha önce hiç görmedikleri kızgınlıkta bir hayvanın üzerlerine doğru koştuğunu farkettiler. Bu Buck'tı, canlı bir tüy fırtınası gibi onları parçalama arzusu içinde hızla koşuyordu. En öndeki adamın üstüne atlayıp -Yeehatlerin şefiydi-, atar damardan bir fıskiye gibi kanlar fışkırana kadar boğazını parçalamaya devam etti. Kurbanı endişelendirmek için hiç duraklamadı, ikinci hamleyle diğer adamın boğazını da tamamen parçaladı. Ona karşı koyan kimse yoktu. Oklanyla ona karşı koymaya çalışan adamlara doğru, duraksız ve korkunç hareketlerle, tam ortalarına atlayıp gırtlaklarını yırtıyor, parçalıyor, yok ediyordu.

Jack London - Yıldızlar Korsanı
Bana engel olmaya çalıştığı için vurmuştum ona. Evet burnu da kanadı ve bu yüzden beni asacaklar. Benim gibi ölüme mahkum bir tutuklunun böyle büyük bir suç işleyerek Thurston gibi bir gardiyana yumruk attığı için ipe gideceği Californiya Eyalet kanunlarında yazılıdır. Gardiyanın topu topu yarım saat acı çektiği muhakkak, ama ben yine de asılacağım.
Budalalar!... Kelepçelerle, darağacından sallandıracakları bir iple ölümsüzlüğümü boğazlayabileceklerini sanıyorlar! Oysa şu yeryüzüne daha sayısız defalar ayak basacağım, doyasıya yaşayacağım, belki bir prens, belki bir köylü, belki bir bilgin, belki de zavallı bir budala olarak; kah yüksek yerlerde kurularak, kah bir tekerleğin altında inleyerek tekrar tekrar yaşayacağım.
format : pdf/text/text UTF-8
link:
http://rapidshare.com/files/187813372/Jack_LONDON_kitaplar__305__upload_by_shadow2315.rar